top of page
  • Yazarın fotoğrafıPsikolog Sibel Bora

HEP AYNI ŞEY BAŞIMA GELİYOR! MESELESİNE YİNELEME ZORLANTISI AÇISINDAN BAKMAK

“Hep aynı şey başıma geliyor.”

“Hep terk ediliyorum.”

“Hep beni aşağılayan partnerler/arkadaşlar buluyorum.” gibi cümleler kuruyor ve böyle durumlar yaşıyorsanız gelin bu duruma yakından bakalım.


İnsan hayatı boyunca nasıl olup da aynı örselenmeleri tekrar tekrar yaşar? Bu durum Freud tarafından “yineleme zorlantısı” (repetition compulsion) olarak adlandırılan ve geçmişin günümüzde yeniden sahnelenmesi durumundan kaynaklanıyor olabilir. Yani başımıza gelen travmatik bir olayı benzer koşullarda tekrar tekrar yaşayarak travmanın yol açtığı etkileri gidermeye çalışmak olarak düşünebiliriz bu durumu.

Örneğin; çocukken babası evi terk etmiş olan bir çocuk düşünelim. Bu çocuk “Terk edildiğime göre bir hata yapmışımdır, babam benim yüzümden gitti, hak ettim.” gibi bir inanç geliştirmiş ve değersizlik, suçluluk, utanç hissetmişse, büyüdüğünde de ya hep onu terk edecek kişileri seçer ya da farkında olmadan kişilerin onu terk etmesine sebep olacak davranışlar sergiler. Aynı şekilde, çocukluğunda annesi tarafından sürekli aşağılanan, ezilen, işe yaramaz olduğu hissettirilen bir kişi, yetişkin olduğunda ona yine böyle hissettirecek ilişkilerin içinde bulur kendini. İlgisiz bir annenin oğlunun kendisine ilgi göstermeyen kadınların peşinde koşması (“Gelin kaynana toprağından yaratılır.” cümlesi geliyor bu noktada aklıma), sizi mutsuz edeceğini bile bile o kişiden bir türlü kopamamanız, aşırı kontrolcü ebeveynlerle büyüyen bir çocuğun başkalarının onu kontrol etmesine izin vermesi, alkolik/ şiddet uygulayan bir babası olan kızın alkolik/ şiddet uygulayan bir adamla evlenmesi gibi pek çok örnek verebiliriz bu duruma.

Bütün bu süreç bilinçdışı olarak yaşanır. “Babam beni dövmüştü gidip yine beni döven biriyle evleneyim.” şeklinde bilinçli olarak yapılan bir seçim değildir bu elbette. Peki o zaman neden böyle oluyor? Bilinçdışımız tekrarlayan bu seçimlerle bize ne anlatmak istiyor? Aslında kişi sürekli aynı döngünün içinde kalarak, çocukluğundaki duygu ve düşünceleri bugünkü ilişkilerinde yeniden yaşantılayarak çocukken yaşadığı bu ağır deneyimleri, travmaları çözümlemeye çalışıyordur. Biliçdışımız travmayı yaratan koşullara benzer koşullar yaratarak bu döngüyü kırmayı amaçlar. Bir anlamda biliçdışımız, sahip olduğumuz sorunu fark etmemiz için aynı döngüyü tekrar tekrar yaratarak bizden, bizim iyiliğimiz için tekrar aynı koşullarla farklı davranmamızı, bu sefer olayı farklı bir şekilde anlamlandırmamızı ister.

Öte yandan da insan bilinmeyenden korkar. Mesela karanlık çocuklar için bu yüzden korkutucudur. Çoğu zaman insan acı verici bile olsa tanıdık olanı bilinmezliğe tercih eder. Yabancı bir adama karşılık her çocuk babasını tercih eder, şiddet bile uygulasa. Yetişkin olunca da insan, çocukken onu büyüten insanlar ona nasıl davrandılarsa, nasıl hissettirdilerse, nasıl sevdilerse yine onu arar ilişkilerinde. Çünkü bu tanıdıklık hissi güven verir, her ne kadar böyle bir ilişki can yakıcı olsa da. Şiddet uygulayan babası olan birinin, şiddet uygulayan bir insanla evlenmesi biraz da bu yüzdendir. Elbette ki bu, yani acı verici de olsa tanıdık olanı arama hali de bilinçdışı işleyen bir süreç.

Bilinçdışımız tekrar tekrar aynı örüntüyü yaratan seçimlerle bize, “Burada bir sorun var.” demeye çalışıyor demiştik. Peki bu sorunu nasıl çözeceğiz? Hep aynı örüntüleri yaşayarak bu sorun çözülür mü? Öncelikle farkında olmak pek çok zaman olduğu gibi ilk ve en önemli adım. Neden hep aynı şeyi yaşıyorum dediğimiz noktada biraz dışarıdan büyük resme bakmak ve sonrasında bir psikoterapist eşliğinde tüm bu yaşantıları çalışmak bu döngüyü kırmaya yardımcı olur. Yani ilişkileriniz, hayatınız hep böyle gitmek zorunda değil. Psikoterapiyle hayatınızın gidişatına bambaşka bir kapı açmak mümkün.

Bu döngü fark edilmez ve terapide üzerine çalışılmazsa kişi hep aynı döngüleri tekrar edip duracağından ilişkilerinde huzursuzluk, mutsuzluk hakim olur. Aynı zamanda paranoid tutumlar, sosyal ortamlardan uzaklaşma, içe çekilme, depresif semptomlar, insanlara karşı yoğun güvensizlik gibi durumlar da gözlenebilir. Tüm bunlar ise insanın yaşam kalitesine negatif etkilerde bulunur. Bu sebeple farkındalık, cesaret, hazır olma ve psikoterapi süreciyle birlikte kendinize, yaşamınıza, ilişkilerinize başka bir yerden bakmak mümkün.


32 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comentarios


Yazı: Blog2_Post
bottom of page